Muhammed Zahid El Kevserî

Büyüklerin Dünyası dersinin bu dönemki son dersinde misafirimiz Osmanlı’nın son dönem alimlerinden Muhammed Zahid el-Kevseri idi. Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, Merhum Kevseri’nin hayatını çok önemli mesajlar ile anlattı.

Dersten Cümleler

– Rabbimizin lutüflarda bulunduğu dört sınıf: “Nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihler…” Yani büyükler; bizde bu büyüklerimizin ayak izlerini takip etmeye çalışmıştık bu derslerde…

– O bizden, bizim topraklarımızdan olmasına rağmen son yıllarda hakkında yapılan çalışmalar çoğalsa da yine de hak ettiği oranda tanınmayan bir âlimimiz, rehberimizdir. O, Muhammed Zahid el-Kevseri, el-Düzcevi, el-Çerkezi Rahmetullahi aleyhdir.

Muhammed Zahid el-Kevseri’nin hayatını öğrenmek bize ne gibi istifadeler sağlayacaktır?

1-O bize, gerçek bir âlim kimliğinin ve duruşunun nasıl olduğunu, nasıl olması gerektiğini göstermiştir.

2-O bize, bir Müslüman’ın, bir ilim adamının değerlerine nasıl sahip çıkması gerektiğini ve bunları nasıl savunması gerektiğini öğretmiştir.

3-O bize, nasıl Ehli Sünnet ve’l-Cemaat olunur, nasıl bu ailenin içerisinde kalınır; bunun yollarını göstermiştir.

4- O bize, Meşruiyet, Tanzimat ve Cumhuriyet dönemlerinde, sarsılmadan nasıl dik durulabileceğini öğretmiştir.

5- O bize, İslam ilim tarihinin nasıl okunması, nasıl istifade edilmesi gerektiğini göstermiştir.

6- O bize, tecdid ile tahrifin, inşa ile imhanın, gelenek ile çağdaşlıklığın arasındaki farkların neler olduğunu öğretmiştir.

7- O bize, sünnetin ihyasının, bidatlerin ise imhasının nasıl olması gerektiğini göstermiştir.

8- O bize, “mezhepsizlik dinsizliğin köprüsüdür” deyip; mezhebin dindeki yerini göstererek, amel için olmazsa olmaz bir hakikat olduğunu öğretmiştir.

9- O bize, bu toprakların, ilim adına da İslam âlemine rehberlik yapabileceğini, hep dışarından ithal edilen fikirlerle değil, buralarda da ilim üretilebileceğini göstermiştir.

10- O bize, ilmin derin bir okyanus olduğunu, her bilenin üstünde bir bilen olduğunu, her şeyi bilenin ise al-Âlim olan Allah olduğunu öğretmiştir.

– Ve daha neler, neler… Gelin hepinizin yakından tanıdığı bir âlimin, Muhammed Zahid el-Kevseri hakkındaki değerlendirmesini dinleyelim, sonra onun hayat defterinin sayfalarını beraberce çevirelim.

– Mısırlı Meşhur âlim Muhammed Ebu Zehra:“Bu büyük imam, ne yeni bir mezhep kurmuş ne de daha önce örneği bulunmayan yepyeni bir davanın davetçisi olmuştur. Günümüzde halkın reformcu diye nitelediklerinden biri asla olmamış, bilakis böyle kimselerden daima uzak durmuştur. O, bir mübtedî değil; (yani icat edici değil) müttebî (yani tabi olan) olmuştur. O, “tecdid” kelimesinin gerçek anlamıyla mücedditlerden biriydi. Çünkü “tecdid” günümüzde insanların algıladığı gibi; bağlarından sıyrılarak peygamber devrini reddedip görmezden gelmek değil; dine güzellik ve canlılığı yeniden kazandırmak, din hakkındaki şüpheleri yok etmek, dini insanlara özündeki gibi saf, aslındaki gibi duru sunmaktır. O halde sünneti yaşamak, bidati yok etmek ve halk arasında dini dimdik ayakta tutmak “tecdid”dir. İşte o da bunu yapmıştır.”

Kevseri’nin mücadele verdiği zamanların özellikleri…

– 1400 senedir, Müslümanların inandığı hiç de şüphe karıştırmadan inandıkları nice meseleler o günler tartışmaya başlandı.

– Neydi tartışılan meseleler?

– Kader meselesi

– Cennetin, cehennemin ebediliği

– Nuzülü İsa, Hz. İsa’nın kıyamete yakın bir zamanda inişi

– Suud’da yayılan Vahabilik anlayışının başlattığı etkilerle tevessül ve kabir ziyaretleri, kabirlere türbeler yapılması meselesinin tartışılması

– Teşbîh/Tecsîm ve Tenzîh meselesi

– Şefaat meselesi

– İsra ve Miraç mucizesi, keyfiyeti

– Din-Bilim ilişkisi

– Muhammed Zahid el- Kevseri, böyle bir zamanda ve zeminde söz söylemeye başladı. Onun bu meselelere yaklaşımını bir cümlede özetlemek gerekirse şunu diyebiliriz: “O, ne birilerine yaranmak için, ne birilerini kızdırmak için söz söylemiş, İslam’ın ana kaynaklarına olan vukufiyeti ve bunlara karşı eşsiz itimadı ile büyük bir öz güven içerisinde körü körüne değil, delile dayanarak tüm tartışmalara cevap vermiştir.”

– Bakın onun hakkında değerlendirme yapan bazı âlimlerimiz ne diyorlar: “Hangi ilim dalında konuşursa konuşsun; akaid, kelam, hadis, tefsir, siyer, tarih, dil, edebiyat; hangisi olursa, sanki o ilim dalının tam uzmanıymış gibi konuşur; konuştuğu her ilim dalının hakkını verir ve o sahalardaki seviyesini gösterirdi.”

Zahid el-Kevseri şöyle diyordu: “Bir ilim dalında otorite olmuş nice kimseler vardır ki, başka ilim dallarında avam mertebesindedirler.”

– Muhammed Zâhid el-Kevseri (H. 28 Şevva1 1296 / M. 16 Eylül 1879 ) Salı günü sabaha karşı, Düzce’ye 12 km. uzaklıktaki, o dönemde babasının adı ile anılan Hacı Hasan Efendi Köyü’nde dünyaya gelmiştir. Günümüzde bu köyün adı, Çalıcuma olarak değiştirilmiştir.

– Ailesi ve babasının dizinin dibinde başlayan ilmi tedrisat süreci…

– Kevseri, İstanbul’daki talebeliği döneminde kendisinden istifade ettiği ve ilmî kişiliğinin oluşmasında büyük rolü bulunan Eğinli İbrahim Hakkı (h.1243-1318/ m.1328-1900)’dan vefatına kadar ilim öğrenmiştir. Eğinli İbrahim Hakkı tavsiye ettiği için Kevserî, Eğinli’nin vefatından sonra Alasonyalı Ali Zeynelâbidîn (h.1268-1336/ m. 1852-1918)’nin derslerine devam etmiştir.

– Kastamonu hayatı…

– Onun İstanbul’a dönüşü I. Dünya Savaşının bitiminin hemen akabinde olur.

– Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin ders vekili oluşu ve bu görevin önemi…

– İttihad ve Terakki zihniyeti ile bitmeyen mücadelesi…

– Mısır’a gidişi…

– Şam ziyaretleri… ,

– Mısır’daki mücadelesi….

– Vefatı: Mısır’da 19 Zilkade 1371/11 Ağustos 1952’de Pazar günü, saat 16.35’te ebedî âleme intikal etmiştir. 20 Zilkade Pazartesi günü, öğleden önce Külliyyetü’l-Lüğati’l-Arabiyye şeyhi eş-Şeyh Abdülcelîl İsa tarafından Ezher Camii’nde cenaze namazı kıldırılmış, cenazesi de Karâfetü’l-İmam eş-Şafiî denilen bölgede, Rıdvan Caddesi’nde, dostu Şeyh İbrahim Selim’e ait bölüme, kızlarının yanına defnedilmiştir. Allah kendisine rahmet eylesin ve ebeden kendisinden razı olsun.

– Mezar taşının üzerinde yazan şiir:

Ey kabrimin başında durup ibretle düşünen kişi

Dünün ziyaretçisi bugün kabre konan bir kişi

Ölüm muhakkaktır, sakın bunda gafil olma!

Ansızın geleceğinden sen kendini ona hazırla!

Göçüp giden bu kişiye de duanı yolla!

Zâhid el-Kevserî merkadine yaslanmış

Rabbine muntazır, affını umar bir halde beklermiş.

– Onun 73-75 yıllık bereketli hayatını hepsi de birbirinden değerli onlarca eser sığdırdığını görmekteyiz. Tespit edildiği kadarı ile 24 tane basılmış, 23 tane basılmamış toplam 47 eseri var.

Mukaddimeler onun vefatından sonra derlenerek 2 cilt halinde Mukaddimâtü’l-İmâm el-Kevserî” adıyla basılmıştır. Kevserî, mukaddime yazdığı bu eserleri aynı zamanda da neşrettiği için oldukça seçici davranmıştır.

– Yine onun en meşhur kitabı vefatından sonra talebe ve sevenlerinin oluşturduğu Makalatı’dır. “Makâlât” el-Kevserî merhumun, Mısır’daki muhtelif dergi ve gazetelerde neşredilmiş olan ve her biri ayrı bir ilmî kıymeti haiz bulunan makalelerinin, vefatından sonra sevenleri ve talebeleri tarafından derlenerek bir kitap haline getirilmesiyle oluşturulmuştur.

el-Mektebetü’l-Ezheriyye’nin bastığı bendeki nüshada 106 tane makale var.

Rabbim hepimizi ondan ve onun gibi âlimlerden istifade ettirsin. Onların miraslarına karşı bizleri kayıtsız bırakmasın.

(3622)