Merhamete Mazhar Olmanın Yolu Peygambere İtaat Etmek

Nebevî Miras derslerimizin bu haftaki konusu, Hz. Peygamber (sas) ile kurmamız gereken hukukun ne olduğu idi. Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, “Merhamete Mazhar Olmanın Yolu Peygambere İtaat Etmek” serlevhasında, Peygamber hukukunun en önemli alanı olan itaat meselesini anlattı. Hz. Peygamber’e (sas) nasıl itaat edilmesi gerektiğini Sahabe efendilerimiz üzerinden aktaran Hocamız, yine çok önemli mesajları bizlerle paylaştı.

Dersten Cümleler

Müslüman der demez aklımıza şöyle bir tanım gelmeli: Kayıtsız ve şartsız bir biçimde Allah’a teslim olan, Allah’ın kendisine yüklediği sorumlulukları da yerine getirme adına hukuklu yaşamaya gayret eden…

Müslüman dört hukuku tesis etmekle sorumludur:

1. Hukukullah/Allah-İnsan arasındaki hukuk
2. Huku’n-Nefs/İnsanın kendi nefsi ile arasındaki hukuk
3. Hukuku’l-İbâd/İnsanın başka insanlar ile kurması gereken hukuk
4. Hukuku’l-Eşya/ İnsanın eşya ile, varlık ile, kainat ile kurması gereken hukuk

Bu hukuklar ne ile tesis edilebilir?

Hukukullah’ı, İhsan şuuru ile
Huku’n-Nefs’i, İradenin hakkını verme ile
Hukuku’l-İbâd’ı, İsâr’ı en temel hedef olarak belirleme ile
Hukuku’l-Eşya’yı, İkram’ı bütün bir varlığa yansıtma ile…

Peygamber hukuku, Hukukullah başlığı altında ele alınmalıdır.

Hukukullah dediğimiz zaman, bu ana başlık içine Allah ile hukukumuz, Peygamber ile hukukumuz, Kur’an ile hukukumuz, dinin intikal ve muhafazasında önemli bir yeri olan anahtar kuşak Sahabe ile hukukumuz, din dediğimiz o temel yapıyı bize aktaran, anlatan, kavramamızı sağlayan âlimlerimiz ile olan hukukumuzu dâhil etmiş oluruz.

Peygamber hukukunu, Kur’an’da anlatan doğrudan ayet sayısı 300’ün üzerindedir.

Resûlullah (sas) ile kurmamız gereken hukuk 5 temel kavram üzerinden anlaşılabilir:

1. İtaat
2. İttiba
3. İ’tisam
4. İhsan
5. İtidal

İslam Toplumu, mutî/itaatkâr bir toplumdur.

İtaat, bilinçli ve sınırlı bir şekilde söylenenleri yerine getirmektir.
İtaat, acıtmasına rağmen boyun eğmektir!
İtaat, sevmemesine rağmen isteneni yerine getirmektir!
İtaat, zoruna gitmesine rağmen nefsini ayaklar altına alıp, Allah (cc) için eyvallah demektir.

Bazı sahabî efendilerimiz biat ettikleri zaman şöyle diyorlardı: “Ya Resûlullah! Zoruma giden işlerde bile sana itaat edeceğime dair biat ediyorum.”

“Ey İman Edenler! Allah’a, Resulü’ne ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin.” (Nisa, 59)

Resûlullah’a itaati emreden kim? Elbette Âlemlerin Rabbi olan Allah’tır…

200’e yakın ayet, Resulullah’a (sas) itaatten bahsediyor.

Doğrudan ise 32 ayet, çok açık bir şekilde Resulullah’a (sas) itaatten bahsetmektedir.

Bu 32 ayetin mesajlarını şu şekilde tasnif edebiliriz:

1. Resûlullah’a itaat, hem Allah’ı sevmenin bir hakkı, hem de Allah’ın sevgisinin ve mağfiretinin kazanılmasının en temel yoludur. (Ali İmran, 31)

2. Resûlullah’a itaat, imanın bir gereği, İslam’ın en büyük alameti, kâfirlerle, münafıklarla, facirlerle ayrışmanın en önemli işaretidir. (Ali İmran, 32; Nisa, 65; Maide, 92; Enfal, 1; Tevbe, 71; Nur, 47)

3. Resûlullah’a itaat, mutlak kurtuluşa ermenin, nimetler yurdu olan Cennet’i kazanmanın en önemli vesiledir. (Nisa, 13; Nisa, 69; Nur, 52; Ahzab, 71)

4. Resûlullah’a itaat, dünya hayatında ortaya çıkan tüm anlaşmazlıkların giderilmesinin, ihtilafların sonlandırılmasının en sağlam teminatıdır. (Nisa, 59; Enfal, 20; Enfal, 24; Enfal, 46; Nûr, 51; Nûr, 54)

5. Resûlullah’a itaat, getirdiklerine teslim olmakla beraber aslında Allah’a itaat etmek olduğunun en açık göstergesidir. (Nisa, 80)

6. Resûlullah’a itaat, sadece sözle olabilecek bir şey değil, duygu, düşünce ve eylem planında ortaya konması gereken en temel iman işaretidir. (Ahzab, 36)

“Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlü’ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab, 36)

7. Resûlullah’a itaat, amellerin bereketlenmesinin, Allah katında makbuliyetinin ve şiddetli azaba duçar olmamanın en mühim sebebidir. (Muhammed, 33; Fetih, 17; Hucurat, 14)

8. Resûlullah’a itaat, dünya ve ahirette Allah’ın o eşsiz merhametine erişmenin, o bitimsiz rahmetini kazanmanın en önemli yoludur. (Ali İmran, 132, Nûr, 56)

Âlimlerimizin ortak kanaati: “Peygamber’e itaat edin demek; sağlığında kendine, vefatından sonra da Sünnetine uyun demektir.”

“Kur’an’da Resul’e itaati emreden ayetlerin manası, Kuran’da olmayan hususlarda Peygamber’in sünnetine sarılın, demektir.” (İmam Şâtibî el -Muvafakat ta III, 14 )

“Resûlullah’a itaatin Allah’a itaatle birlikte yan yana zikredilmesinde ki incelik, Allah’ın Resûl’ünün değerini ortaya koymak, Kuran’da bulunmayan dini emirleri yapmak gerekmez zannını kesinlikle yıkmak ve Peygamber’in Kuran’dan ayrı ve müstakil olarak (hadislerinde) ortaya koyduğu emirlerine itaat etmektir.” (İmam Âlûsî)

“Namazı ikame edin, zekâtlarınızı hakkıyla verin ve Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.” (Nur, 56)

“Size merhamet edilmesi için, rahmete mazhar olmanız için Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” (Ali İmran, 132)

“Kâfirler için hazırlanmış bulunan Cehennemden sakının!” (Ali İmran, 131)

Ali İmran 132. ayetin vermiş olduğu mesajlar:

1. Allah ve Resulü’ne itaat, Uhud gibi bir imtihanı kaybetseniz bile yine insana merhameti kazandıracak bir durumdur.
2. Allah ve Resulü’ne itaat, Uhud gibi zor zamanlarda bile eğer tesis edilirse, asla mağlubiyet yaşatmayacak bir haldir.
3. Allah ve Resulü’ne itaat, Uhud gibi düşmanın güçlü, dostların zayıf, münafıkların ise bin bir entrikalarına karşı insanı koruyacak bir kalkandır.
4. Allah ve Resulü’ne itaat, Uhud gibi ortada dünyevi anlamda bir mağlubiyet olsa bile eğer istenilen oranda sağlana bilinirse yine merhameti celpedecek bir mükâfattır.
5. Allah ve Resulü’ne itaat, Uhud gibi ağır bir yaranın ardından, ölümden sonra dirilmek gibi Hamraü’l-Esed’ler için insanı ayağa kaldıracak bir imkândır.

“Allah’ım! Uhudlar yaşadığımız şu anlarda Sen bize bir kez daha Hamraü’l-Esed yaşat!”

“Ey Ebü Nüceyd (Bu İmran’ın künyesidir)! Bize Kur’an’dan bahset! Sen Kur’an’da olmayan şeyleri bize anlatıyorsun!”

“Sen ve senin gibiler Kur’an’ı okuyorsunuz değil mi? Bana namazdan, namazın içindeki davranışlardan bahsedebilir misin? Bana Kur’an’dan akşam namazının üç, yatsı namazının dört, sabah namazının iki, öğle ve ikindi namazlarının dört rekât kılındığını söyleyebilir misin? Yine bu namazlarda gündüz namazlarının sırren, yatsı, akşam ve sabah namazlarının cehren kıraatin yapılabileceğini söyleyebilir misin? Bana altının, sığırın, devenin ve diğer malların zekâtından bahsedebilir misin? Bunlardan bahsedemeyeceksin. Çünkü bütün bunları biz Resûlullah’tan öğrendik, sen yokken, ben peygamberle beraberdim. O bize ne dediyse biz işittik ve itaat ettik ve onun gereğini yerine getirmeye azmettik.”

Bu sözlerin ardından adam özür diledi ve dedi ki: “Allah sana merhamet etsin Ey Ebû Nüceyd! Sen beni ihya ettin, Allah da seni ihya etsin!” Olayı bize nakleden Hasan-ı Basrî demiştir ki “Bu adam daha sonra Müslümanların en fakihlerinden biri oldu!” (Hâkim, el-Müstedrek, 1,109-110)

Abdullah b. Mes’ûd (ra) bir gün insanlara bir şeyler anlatırken Efendimiz’in bir hadisine binaen şöyle demişti: “Bedenine dövme yapan ve yaptıran, yüzünün tüyünü yolan, dişlerinin arasını ayırtarak Allah’ın yarattığını değiştiren kadınlara Allah lanet etmiştir.”

Bu sözleri duyan Ümmü Ya’kub isimli bir kadın hemen itiraz etmiş ve demişti ki: “Ben Kur’an’ı baştan sona okudum ve bu söylediklerine rastlamadım! Kur’an’da olmayan bir şeyleri mi bize söylüyorsun Ey İbn Ümmü Abd!”

Sonra diyor ki bu Ümmü Ya’kub: “Birde böyle konuşuyorsun ama muhakkak senin hanımında bu üç şeyden bir tanesini yapıyordur.”

“Bana bak! Eğer Resûlullah’ın yasakladığı şeylerden biri, hanımım da bulunsaydı, biz onunla asla bir arada olamazdık!” (Müslim, Libas, 120)

Sonra Ümmü Ya’kub’un sözleri karşısında Abdullah b. Mes’ûd (ra) eşsiz ilmiyle o kadına şöyle cevap vermişti: “Sen Kur’an’da “…Resul size ne verdiyse onu alın ve size neyi yasak ettiyse ondan da sakının.” Haşr 7. ayetini okumadın mı? Şüphesiz ki Resulullah (sas) bu kişilere lanet etti. Bize de bunu bildirdi, bundan sonra bize düşen bu söylenenlere mutlak manada itaat etmektir.” (Buhari, 4846, Müslim 2125/120)

“Ey Abdullah! Allah, senin kendisine ve Peygamberine olan itaatini arttırsın!”

Ka’b b.Malik ile Abdullah b. Ebî Hadred el-Eslemi arasında geçen hatıra…

Hz. Ebû Bekir’in, hilafet sürecinin üç önemli hadisesinin itaat konusunda verdiği mesajlar: Fedek arazisi, Üsame ordusu ve Ridde olayları…

Al bunu, mal edin kendine, istersen tasadduk edersin. Sen istemeden, beklemeden, dileyip dilenmeden sana bu dünya malından gelirse al, bunda beis yoktur.” (Buhârî, Ahkâm, 17; Müslim, Zekât, 111)

Ebû Hureyre (ra) şöyle dedi: Resûlullah (sas) şöyle buyurdu: “Ümmetimin hepsi cennete girecektir ancak imtina edenler giremeyecektir!”

Sahabe efendilerimiz: “Ya Resûlullah! İmtina edenler kimlerdir?” diye, sordular. Resûlullah (sas) şöyle buyurdu: “Her kim bana itaat ederse, cennete girecektir. Her kim de bana asi olursa, o da imtina etmiş olacak ve cennete giremeyecektir!” (Buhari, İ’tisam, 2; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 14/342, 343)

(309)