Fetih Medeniyeti Olan İslam’ın Fetih Anlayışı

Fetih 1453 Derneği’nin düzenlemiş olduğu Mekke’nin Fethi programı Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde icra edildi.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda konuşan Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, “Fetih Medeniyeti Olan İslam’ın Fetih Anlayışı” konusunu anlattı.

Miladi olarak bir yılın sonuna gelindiğini ve koca bir yılın ardından yapılması gereken en önemli işin muhasebe olduğunu belirterek sözlerine başlayan Hocamız, “Hem ferdi, hem toplumsal alanda geçirdiğimiz bu yılın ciddi bir muhasebesini yapmalı, eksiklerimizi ve hatalarımızı tekrarlamama adına bir gayret içerisinde olmalıyız.” dedi.

Hz. Peygamber’in (sas) ümmeti için yapmış olduğu “Yahudi ve Hristiyanları taklit etmeyin” uyarısına rağmen bir geceden bir şey olmaz gibi yanlış bir tavrın içine girildiğine dikkat çeken Hocamız, “Ne yazık ki İslam coğrafyaları da dahil olmak üzere, bu saatler Rabbimizin hoşnut olmadığı şekilde geçiriliyor.” dedi.

Allah Resulü’nün (sas) ve ashabının miladi 31 Aralık 610’da fetih hazırlıklarında olduklarını ve 1 Ocak günü Mekke’nin fethi için yola çıktıklarını belirten Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, Mekke’nin fethinin 10-11 Ocak’ta tamamlandığını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “Biz bugün o fetihlerin cihana bıraktığı izleri anlamak ve fetihlere hasret olan coğrafyalarımıza yeniden o ruhu ulaştırma adına bir seferberlik başlatmak için buradayız.”

İslam medeniyetinin bir fetih medeniyeti olduğuna ama fethin yıkmak, yok etmek olmadığına dikkat çeken Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, İslam’ın fetih anlayışının en temel 5 özelliğini maddeler halinde bizlerle paylaşarak, asr-ı saadetten önemli tablolar aktardı.

1- Niyetlerinizi selim bir çizgide tutmalı, asla niyetlerinize Allah’ın (cc) rızasından başka bir şey bulaştırmamalısınız ki hedefe doğru yürüyebilesiniz ve o yol üzerine kalabilesiniz.

Bugün ümmeti Muhammed olarak paramparçaysak ve bu kadar sayımıza rağmen bu haldeysek bizim tekrar niyetlerimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Acaba bizler İslam adına konuşurken bile niyetlerimizde Allah’tan gayri bazı hesaplar var mı yok mu? Bunun hesabını yapmamız gerek.

2- Asıl olan toprakların fetihleri değil. Topraktan önce gönüller fethedilmeli ki; fethedilen topraklarda Dar’ul İslam’lar inşa edilebilsin.

Efendimiz (sas) buyuruyor: “Beldeler, şehirler kılıçla fethedildi ama Medine Kur’an’la fethedildi.” Bugün de Kur’an’la fethedilmeyi bekleyen binlerce Yesrib’in olduğunu unutmadan bu bilinçle hareket etmek zorundayız.

3- Sabır, cihad, şehadet sevda olarak edinilmeli ki; Allah’ın (cc) vaad ettiği zaferlere erişilebilsin.

Sabır azığımız, cihad sevdamız, şehadet de varabileceğimiz en büyük hedef olursa Allah’ın izniyle Rabbimizin vadettiği zaferlere erişeceğiz.

4- Başarı ve zafer yalnızca Allah’tan (cc) bilinmeli ki; tevhid akidesi zedelenmesin.

Biz şahıslara değil Allah’a iman ettik. Başarı ve zafer de ancak Allah’ın (cc) nasip etmesiyle elde edilir.

5- Adaleti, ehliyeti ve liyakati hayatlarımızın esası kılmalıyız ki fethin ruhunu gerçek manada kuşanabilelim.

Adaletin olmadığı yerde ülfet yoktur. Ülfetin olmadığı yerde ise düşmanlık vardır.

Bugün İslam coğrafyaları kan ağlıyorsa bunun sebebinin Allah’a kulluğu terk eden biz Müslümanlar olduğunu söyleyen Hocamız, bizleri yeniden Allah’a kul olma adına gayret etmeye davet ederek sözlerini nihayete erdirdi.

(210)