Elindeki Değil Belindeki Kamçı; Borç

Muhteşem Ahlak Dersinde bu hafta Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, Borç Ahlakı konusunu işledi. “Elindeki Değil, Belindeki, Kamçı” başlığında, bu konuda takınılması gereken ahlakı, gözetilmesi gereken ilkeleri ve uyulması gereken tavsiyeleri Kur’an ve Sünnet üzerinden, örneklerle anlattı.

ELİNDEKİ DEĞİL, BELİNDEKİ KAMÇI: BORÇ

Allah’ı sevmek, imanın bir hakkıdır.
Peygamber’i sevmek, Allah’ın bir hakkıdır.
Genelde Sahabe’yi, özelde Ehli Beyt’i sevmek ise Peygamber’in hakkıdır.
Bazı dualarında düşmanın galip gelmesinden ve borçlu duruma düşmekten, bazı dualarında küfre düşmekten ve borçlanmaktan, bazı dualarında fakirlikten ve borçlanmaktan Allah’a sığınmıştır.
Şeytan’ın savaş taktikleri…

İsraf edenler, Şeytan’ın kardeşleridir…

“İki gönül bir olursa samanlık seyran olur.”
Gerçek saliha hanım kimdir? İtaatkar olandır.

“Borç yiğidin kamçısıdır” sözü doğru mu?
Kimdir Kur’an’a göre yiğit?
Kamçı elinde değil, belindedir.
Peygamber cenaze namazını kılmak istemiyor?
Buhari rivayeti, Selame b. Ekvâ’dan…

Nesai’de Ebû Said el-Hudri rivayeti….

“Sübhanallah, Sübhanallah, Sübhanallah ne ağır şeyler indi, ne ağır şeyler indi!”

“Allah borç ile alakalı çok ağır bir hüküm indirdi. Allaha yemin ederim ki, bir kimse, Allah yolunda şehid olsa, sonra diriltilse, sonra yine şehid edilip yine diriltilse ve üçüncü defa da şehit olup bir daha diriltilse, borçlu olduğu hâlde, borcunu ödeyinceye kadar Cennete giremez.”

Taberani: “Aldığı borcu ödemek istemeyene ve o borç ile Allah’ın huzuruna gelene, Allahü teâlâ, kıyamette, “Bu kimsenin hakkını sende bırakacağımı mı zannettin?” buyurarak, o kimsenin iyi amellerini alıp diğerine verir. Eğer borcunu vermeyenin iyi ameli yoksa borç verenin kötü amellerini, günahlarını borçluya yükler.”

Neden Efendimiz’in beyanları bu kadar serttir?

“Ödenmek üzere alınmış bir borcun kefili Allah’tır.”
Buhari’de geçen kıssa, Ebû Hureyre naklediyor…
“Senin şahidin ve kefilin borcunu ödedi!”
Borçlu olmayı doğru anlayanlardan birkaç örnek…
Zübeyr b. Avvam, Cemel’deki tavrı…
Hz. Hüseyin’in tavrı…

“Borcu olan kimse benimle birlikte savaşa çıkmasın.”
Müslim b. Akil örneği…

“Kufe’ye geldiğimden beri, Kufelilerden falanca ve falancadan 700 dirhem borçlandım. O borçlarımı sen öde, Allah huzuruna borçlu gitmeyeyim.”

Borç Ahlakı

1- Küçük olsun, büyük olsun, dost olsun, yabancı olsun, ne olursa olsun aldığını, verdiğini yazmalı, kayıt altına almalısın ki, Allah’ın emrini yerine getirmiş olasın.

“Ey Müslüman Tüccar! Ne yaparsan yap, alırken, satarken, borçlanırken, ortaklık kurarken, hepsini kayıt altına almalısın. Kur’an’ın en uzun ayetinin konusunun bu olduğunu unutmamalı ve gereğini yerine getirmelisin ki, ortaya çıkma ihtimali bulunan tüm sorunların kapısını kapatabilesin.”

2- Borçlanmamaya dikkat etmeli, borçlandığın zamanda kamçıyı belinde hissetmeli, ızdırap duymalı, geceleri uykunu kaçıracak kadar huzursuz olmalısın ki, Hz. Peygamber’in uyarılarını gerçek manada anlamış olasın.

Semure b. Cündeb (ra) rivayeti…

“Birkaç gün önce sizin sülaleden ölen filanca kişi, borcundan dolayı cennetin kapısında bekletiliyor, bilin. Akrabanızın borçlarını ödeyin de adam cennete girsin!”

3- Borçlanırken, niyetin sadece dilinde değil, kalbinin ta derinliklerinde de ödemek olmalı ki, kefil olarak Allah’ı edinmiş olasın.

4- Ödeme gücü olduğu halde, vadesi geldiğinde borcu ödememenin zulüm, bunu yapanın ise zalim olduğunu unutma ki, hukukullaha riayet eden olasın.

Buhari’de, Müslim’de ve daha nice hadis kitaplarında Ebû Hureyre, Efendimiz’in şu sözünü bize aktarır: “Maddî imkânı olan kişinin, yani ödeme gücü olan kişinin borcunu bekletmesi zulümdür.” (Müslim, Müsâkât, 33; Buhârî, Havâlât, 1)

5- Alacaklı isen borçluna kolaylık göstermen ilahi rahmeti kazanmanın en önemli vesilesi olduğunu bil ki, ayağına kadar gelen ikramı değerlendiren olasın.
Tirmizi’de geçen bu rivayeti, yine Ebû Hureyre’den dinliyoruz: “Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“Ödeme güçlüğü çeken borçluya zaman tanıyan ya da alacağını bağışlayan kimseyi Allah, kendisininkinden başka hiçbir gölgenin (himayenin) olmadığı kıyamet gününde arşının gölgesinde gölgelendirecektir (özel olarak himaye edecektir).” (T1306 Tirmizî, Büyü, 67)

(1586)