Cennet Nimetlerle Donatılan Mükâfatlar Yurdu

Öteki Hayat derslerimizin bu haftaki konusu Cennet idi. Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, “Cennet: Nimetlerle Donatılan Mükâfatlar Yurdu” serlevhasında, Cennet’in birçok özelliğini bizlere anlattı. İşlenen konulardan bazıları şunlardı: Cennet’in İsimleri, Cennet’in Özellikleri, Ne ile Cennet’in kazanılacağı? Ayet ve Hadislerde Cennet’in nasıl anlatıldığı? Kantara’nın ne olduğu? Cennet’e ilk olarak kimlerin gireceği meselesi?

Dersten Cümleler

“Teâlâ nu’min saaten/Gel bir saat oturup iman edelim!”

Ahiret hayatına dair meseleleri konuşmak bize nasıl bir katkı sağlar?

1. Duyarlılık oluşturur
2. Farkındalık oluşturur
3. Dengeli bir hayat anlayışı oluşturur
4. Değerler sistemini doğru bir şekilde oluşturur
5. Ahiret öncelikli bir hayatı oluşturur

Bugünkü konumuz Cennet, serlevhamız ise “Cennet: Nimetlerle Donatılan Mükâfatlar Yurdu”

İnsanın ruh dünyası mevsimlere/iklimlere benzer…

Cennetin anlatılması müminin yüreğine bir ilaçmış…

“Sabredin, ey Yâsir âilesi! Sizin mükâfatınız Cennettir!”

Akabe biatları ve Ensar’a söylenen; “Size Cennet var” sözü!

“Genişliği yer ve gök arası kadar olan ve Allah’tan korkup ona karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış olan Cennete hazırlık yapın.”

Kur’an, Cennet’in kapılarını, kokularını, renklerini, kapıların görevli meleklerini, hizmetçilerini, nehirlerini, pınarlarını, iklimlerini, bahçelerini, ağaçlarını, gölgeliklerini, yiyeceklerini, içeceklerini, giysilerini, takılarını, eşlerini, hurilerini, yastıklarını, döşeklerini, halılarını, köşklerini, saraylarını ve daha neler neleri anlatır…

Cennet, “örtmek ve gizlemek” anlamındaki cenn kökünden gelen isimdir. Cenn kökünün temel manası budur. Cenin, Cin, Cünnet, Cân hep bu kökten gelen kelimelerdir.

Cennet’te, bitki ve ağaçları ile toprağı örtüp, gizlediği için bu adı almıştır.

Kur’an-ı Kerîm’de müfred, tesniye ve cemi şekilleriyle 147 defa geçen cennet kelimesi, yirmi beş yerde dünyadaki bağ bahçe, altı yerde Hz. Âdem ile Hz. Havvâ’nın kaldığı yeri ifade eden mekân, bir yerde Hz. Peygamber’in, yanında Cebrâil’i gördüğü sidretü’l-müntehânın

civarında bulunan me’vâ cenneti (Necm 53/13-15), diğer yerlerde de âhiret cenneti anlamında kullanılmıştır.

Kur’an-ı Kerim’de geçen Cennet’in isimlerinin bir miktarı şunlardır:

Cennetü’l-Huld/İçinde ebedi kalınacak mekân (Furkan, 25/15)
Cennetü’l-Me’vâ/Sığınılacak, yerleşilecek güzel yer (Secde, 32/19)
Cennâtü Adn/İkamet edilecek cennetler (Beyyine, 98/7-8)
Cennetü’l-Firdevs/Bağlarla donatılmış bahçe (Kehf, 18/107)
Cennetü’n-Naîm/ Mutluluklarla/nimetlerle dolu cennetler  (Mutaffifîn, 83/22)
Cennetü’n-Aliyeh/ Yüksek ve ulu cennet (Gaşiye, 88/10)
Makâm-ı Emîn/Emin bir makam (Duhân, 44/51-52)
Hüsn-i Meâbın/ Hoşa gidecek bir yuva (Sâd, 38/49)
el-Hüsnâ/ Daha güzel ve daha iyi karşılık (Yûnus, 10/26)
Dârü’s-Selâm/Maddî ve mânevî afetlerden, hoşa gitmeyen şeylerden korunmuş, selamette kılınmış yer (En‘âm, 6/127)
Dârü’l-Mukâme/Asıl durulacak yer, ebedî ikamet edilecek yurt (Fatır, 35/35)
İlliyyîn/ Üst makam, yüksek derece (Mutaffifîn 83/18-21)
Mak‘adü Sıdk/ Hak meclisi veya doğrulara ayrılan yüksek makam (Kamer, 54/55)
Müdhalen Kerimen/ Yerleşilecek görkemli yurt (Nisa, 4/31)
Zillen Zalîlen/Gölgelerle kaplanmış yer (Nisa, 4/57)
Ecrün Azim/ Büyük ödül, büyük karşılık ( Maide, 5/9)
Kadem-i Sıdk/ Doğruluk makamı (Yunus, 10/2)

Cennetin tabakaları/dereceleri: “Firdevs, Adn Cennet’i, Nâim Cennet’i, Daru’l-Huld, Me’va Cennet’i, Daru’s-Selâm ve İlliyyûn”

“Şüphesiz cennette yüz derece vardır. Allah onları Allah yolunda mücâhede edenler için hazırlamıştır. İki derece arasındaki uzaklık, gökle yer arasındaki uzaklık gibidir. Siz Allah’tan istemek dilediğinizde, O’ndan Firdevs’i isteyin! Çünkü o, cennetin en ortası ve en yücesidir.” (Buhârî, Cihâd, 4)

Kur’an-ı Kerim’de anlatılan Cennet’in özelliklerinden bazıları şunlardır:

1. Cennet ebedidir. (Kehf, 18/107, 108)
2. Cennet genişliği gökler ve yer kadar olan büyük bir mükâfat yurdudur. (Al-i İmran, 3/133)
3. Cennette yorulma, bıkma ve çıkarılma yoktur. (Hicr, 15/48)
4. Cennet nimetleri dünyadakilere benzemekte, ama çok daha farklı özelliklerde olacaktır. (Bakara, 2/25)
5. Cennet nimetlerinde hiçbir kesinti olmayacaktır. (Ra’d, 13/35)
6. Cennet nimetleri asla başa kakılmayacaktır. (Fussilet, 41/8)
7. Cennette canlar güzel şeyleri çekecek ve çekilen her şey o şahsa verilecektir. (Zuhruf, 43/71)
8. Cennetin en büyük nimetlerinden biri Rabbimizden gelen selamdır. (Yasin 36/58)
9. Cennet sürpriz nimetlerle donatılmış bir yerdir. (Secde, 32/17)
10. Cennetin en büyük nimeti Rabbimizin cemalini seyretmek olacaktır. (Kıyâmet, 75/22-23; Mutaffifîn, 83/15 )

“Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için (Cennet’te) ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.” (Secde, 32/17)

Ebû Said el-Hudri rivayet ediyor: “Müminler ateşten kurtulduktan sonra, cennet ile cehennem arasındaki kantara denen bir yerde toplanırlar. Birbirlerine dünyada yapmış oldukları haksızlıkların, kul haklarının cezasını öderler. Herkes hakkını alıp iyice temizlendikten sonra cennete girebilmeleri için izin verilir. Muhammedin nefsi elinde olana (Allah’a) yemin ederim ki (cennete) girenlerden her biri, cennetteki evini dünyadaki evinden daha iyi bilir.” (Buhari, Kitâbü’l-Mezâlim, 1)

“Kıyamet günü ben cennetin kapısına gidip kapıyı çalacağım. Cennet’in görevli meleği olan Hazin ‘Siz kimsiniz?’ diye soracak. Ben ise ‘Muhammed!’ diye cevap vereceğim. Bunun üzerine Hazin: ‘Senden önce bu kapıyı kimseye açmamakla emrolundum.’ diyecektir.” (Müslim, İman, 85)

“Günah işleme çağına ulaşmayan yaşta üç çocuğu ölen her Müslüman’ı, Cennetin sekiz kapısından o çocukları karşılar ve o da dilediği kapıdan cennete girer.”  (İbn Mace, Kitâbü’l-Cenâiz, 57)

Cehennem’in 7 kapısı, Cennet’in ise 8 kapısı vardır.

Ebû Hureyre anlatıyor: Hz: Peygamber (sas) bir gün bizlere şöyle buyurdu: “Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından: ‘Allah’ın kulu! Burası güzeldir, buradan girin.’ diye çağrılır. Namaz ehli olanlar / sürekli namazını kılanlar, Salat (namaz) kapısından çağrılır. Cihad ehli olanlar, Cihad kapısından çağrılır. Oruç ehli olanlar / sürekli oruçlarını tutanlar Reyyan (su içip kanan) kapısından çağrılır. Sadaka ehli olanlar /daima sadaka verenler, Sadaka kapısından çağrılır.”

Bunun üzerine Ebû Bekir: “Ey Allah’ın Resulü! Anam, babam sana feda olsun, bütün bu kapılardan çağrılması için kişinin ne yapması gerekir? Bu kapıların hepsinden çağrılacak kimse var mı?” diye sordu.  Hz. Peygamber (sas): “Evet, öyle ümit ediyorum ki, sen onlardan olacaksın.” buyurdu.”(Buharî, Savm, 4; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 13/72)

Bu hadiste, dört kapı zikredilmiştir: Salat, Cihad, Reyyan, Sadaka/Zekât

Cennetin sekiz kapısı vardır, bunlar: Salat, Cihad, Reyyan, Sadaka/Zekât, Hac, Af, Eymen ve Zikir-İlim kapısı.

“Her amel sahibi için ayrılan bir kapı vardır ki, onu işleyen kimse o kapıdan çağrılır.”(Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, II/449)

Diyor ki Efendimiz (sas): “Cennetin kapısını ilk açan ben olacağım, bununla birlikte bir kadının (cennetin kapısını açmak üzere) beni geçmeye çalıştığını görünce: Ne oluyor sen kimsin? diye soracağım. O da: “Dünyadayken yetim kalan çocuklarımın başını bekleyen bir kadınım.” diye cevap verecek. (Münziri, et-Terğîb, 3/349)

“Bana cennete giren ilk üç kişi arz edildi. Bunlardan biri şehid, biri iffetli olan (ve azla yetinerek) iffetini koruyan, biri de Allah’a ibadetini güzel yapan ve efendilerine hayırhah olan bir köle/hizmetli idi.” (Tirmizi, Fezailu’l-Cihad, 13)

Bir amel nasıl salih amel olur?

1. Sağlam bir iman üzerine yapılırsa
2. Kur’an’a ve Sünnet’e uygun olursa
3. Doğru zamanda, doğru iş, ortaya konursa
4. Kendisine faydası olduğu gibi başkalarına da faydası dokunursa
5. Bir zararı ve kötülüğü ortadan kaldırıp, iyiliği ve yararı insanlara sağlarsa

Cennet ne ile kazanılır?

Salih ameller ile
Allah’ın rahmeti ile
Kulların hüsn-ü şehadeti ile
Günahlardan, haramlardan korunmak ile
Cihad ve şehadet sevdasıyla yanmak ile
Sıla-ı Rahme dikkat etmek ile
Güzel ahlak ve güzel muamele ile
Anne ve babaya ihsanla davranmak ile

“Korkan yol alır, yol alan menzile ulaşır. Dikkat edin! Allah’ın sattığı şey çok pahalıdır.  Dikkat edin! Allah’ın sattığı şey çok pahalıdır. Dikkat edin! Allah’ın sattığı şey cennettir.” (Tirmizî, Kıyamet, 18)

(955)