Büyük Gün, Hassas Hesap: Mahşer

Öteki Hayat dersinde bu hafta Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, mahşerin en dehşetli tablolarından bazılarını anlattı. Hocamız, “Büyük Gün, Hassas Hesap: Mahşer” serlevhasında, insanların o gün ne halde olacaklarını, hesabın nasıl başlayacağını, müminlerin elde edeceği mükâfatların neler olduğunu, kâfirlerin ise nelere muhatap kılınacağını ayet ve hadisler ışığında bizlerle paylaştı.

Dersten Cümleler

Her sözün bir hesabı vardır…

Öteki Hayat ile münasebetimiz, sadece bilgimiz artsın, merakımız giderilsin diye değil, imanımız artsın ve sorumluluk duygumuz daha da ziyadeleşsin diyedir.

“Ya Resulullah! O gün ailenizi hatırlayacaksınız değil mi? O gün Aişenizi unutmayacaksınız değil mi?”

“Aişem! Üç yer var ki orada kimse kimseyi hatırlamaz.

(1) Mizan anında, yani ameller tartılırken, o anlarda tartı ağır mı geldi hafif mi geldi öğreninceye kadar

(2) Sahifeler uçuştuğu sırada; defterinin sağına mı soluna mı arkasına mı düşeceğini öğreneceği esnada

(3) Sırat Köprüsü’nde; cehennemin iki yakası ortasına kurulan Sırat’ı geçinceye kadar. Bu üç yerde hatırlama yoktur, Aişem!” (Ebu Dâvud, Sünen, 28; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 6/110; Hâkim, el-Müstedrek, 4/578)

“Benim haneme Cennetlik olmayan hanım giremez!”

Mahşer: Toplanılacak meydan
Mevkıf: Durup, beklenilecek meydan
Arasat: Birleştirilip, genişletilen meydan

“Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâla, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:

– Adaletli imam/devlet başkanı
– Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç
– Kalbi mescitlere bağlı Müslüman
– Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan
– Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine: “Ben Allah’tan korkarım!” diye yaklaşmayan yiğit insan
-Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse
– Tenhada geceleri Allah’ı anıp gözyaşı döken abid kişi.” (Buhari, Ezan, 36; Zekât, 16; Müslim, Zekât, 91; Tirmizî, Zühd, 53; Nesaî, Kudat, 2)

Sahabe: Allah’ım! Sen bizleri de bu yedi sınıftan eyle!” derlerdi.

Biz ise bu tarz hadisleri duyunca: “Allah’ım! Bizi bu yedi sınıfın birinden eyle!” diye temenni ediyoruz.

“Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından ‘Allah’ın kulu! Burası güzeldir, buradan girin’ diye çağrılır. Namaz ehli olanlar/Sürekli namazını kılanlar, Salat(namaz) kapısından çağrılır. Cihad ehli olanlar, Cihad kapısından çağrılır. Oruç ehli olanlar/sürekli oruçlarını tutanlar Reyyan (su içip kanan) kapısından çağrılır. Sadaka ehli olanlar/Daima sadaka verenler, Sadaka kapısından çağrılır.” Bunun üzerine Ebû Bekir “Ey Allah’ın Resulü! Anam, babam sana feda olsun, bütün bu kapılardan çağrılması için kişinin ne yapması gerekir? Bu kapıların hepsinden çağrılacak kimse var mı?” diye sordu. Hz. Peygamber (sas) “Evet, öyle ümit ediyorum ki, sen onlardan olacaksın!” buyurdu.” (Buharî, Savm, 4)

“Onların yüzlerini ateş bürüyecek, kaplayacaktır.” (İbrahim, 50)

Yürüdüğünüz yola dikkat edin, kimin arkasından yürüyorsunuz!

“İnsanlardan bazıları Allah’tan başkasını Allah’a denk ilahlar edinir de onları Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah’a olan sevgileri ise onlarınkinden çok daha fazladır. Keşke zalimler azabı gördükleri zaman anlayacakları gibi bütün kuvvetin Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu önceden anlayabilselerdi.” (Bakara, 165)

“İşte o zaman (görecekler ki) kendilerine uyulup arkalarından gidilenler, uyanlardan hızla uzaklaşırlar ve o anda her iki taraf da azabı görmüş, nihayet aralarındaki bağlar kopup parçalanmıştır.” (Bakara, 166)

“O kötülere uyanlar şöyle derler: ‘Ah, keşke bir daha dünyaya geri gitmemiz mümkün olsaydı da, şimdi onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsaydık!’ Böylece Allah onlara, işlerini, pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak gösterir ve onlar artık ateşten çıkamazlar.” (Bakara, 167)

“Yevmü’n-Azîm/Büyük Gün, Azim Gün” (En’am, 15)

Beklemekten yorulan müminlerin, hesap başlasın diye peygamberleri dolaşmaları…

“Ey Muhammed! Sen Allah’ın peygamberisin, bütün peygamberlerin sonuncususun. Allah senin geçmiş-gelecek bütün günahlarını mağfiret buyurdu. Bize Rabbin nezdinde şefaatte bulun. Şu içinde bulunduğumuz hali görmüyor musun?” diyecekler…”

Bunun üzerine ben Arş’ın altına gideceğim. Rabbim için secdeye kapanacağım. Derken Allah, benden önce hiç kimseye açmadığı medh u senaları benim için açacak ve Ben onlarla Rabbime medh u senalarda bulunacağım. Sonra Rabbim bana: “Ey Muhammed! Başını kaldır ve iste! İstediğin sana verilecek! Şefaat talep et! Şefaatin yerine getirilecek!” denilecek. Ben de başımı kaldıracağım ve: “Ey Rabbim ümmetim!

Ey Rabbim ümmetim! Ey Rabbim ümmetim!” diyeceğim. Bunun üzerine Rabbim buyuracak ki: “Ey Muhammed! Ümmetinden, üzerinde hesap olmayanları cennet kapılarından sağdaki kapıdan içeri al! Esasen onlar diğer kapılarda da insanlara ortaktırlar!” denilecek…”

“Nefsim kudret elinde olan Zat-i Zülcelal’e yemin olsun. Cennet kapısının kanatlarından iki kanadının arasındaki mesafe Mekke ile Hecer arasındaki veya Mekke ile Busra arasındaki mesafe kadardır.” (Buhari, Enbiya, 3, 8, Tefsir, 5; Müslim, İman, 327; Tirmizi, Kıyamet, 11)

Sorgusuz sualsiz cennete girecekler olanlar, Ehli Tevhid’dir.

“Geçmiş Ümmetler bana gösterildi. Peygamber gördüm, yanında yedi-sekiz, bilemedin on mü’min vardı. Peygamber gördüm, yanında bir-iki inanmış adam ancak vardı. Yanında hiçbir bağlısı bulunmayan Peygamber de gördüm. Bana büyük bir topluluk da gösterildi. Onlara hevesle baktım ve onları benim ümmetim zannettim.  Sordum, Cebrail’e, fakat bana, onlar Musa ve O’nun ümmetidir, dedi, sonra: “Sen (şu) ufka bak” buyruldu. Baktım ki büyük mü büyük bir topluluk. Bana öteki ufka da bak, denildi. (Baktım,) orada da gördüğümden daha büyük bir topluluk vardı. Bana onlar gösterildikten sonra da: “İşte bunlar senin ümmetindir, onların arasında yetmiş bin (kişi) vardır ki onlar muhakeme edilmeksizin, hesaba çekilmeksizin ve azaba uğratılmaksızın Cennet’e girecektir, buyruldu.” (Buhari, Rikak, 50, Müslim, İman, 374)

“Hayır, tahmin edemediniz. Onlar, her şart ve durumda Allah’a gerçek manada tevekkül edenlerdir. Büyü yapmayan, yaptırmayan, uğursuzluğa inanmayan ve Rablerine selim bir kalp ile teslim olup güvenenlerdir.”

Şefaat beş şekilde olacaktır:

1- Mahşer yerinde, mahşerin sıkıntılarından kurtulmak ve hesabın başlaması için
2- Bazı müminleri hesapsız cennete koymak için
3- Azabı hak edenlerin bağışlanması için
4- Günahkârların cehennemden çıkarılması için
5- Cennetliklerin derecelerinin yükseltilmesi için

“Ve sıra sıra, yani saf halinde hepsi Rabbinin huzuruna arz olunacaklar! Andolsun ki sizi ilk defasında yarattığımız şekilde bize geldiniz. Oysa size vâdedilenlerin tahakkuk edeceği bir zaman tayin etmediğimizi sanmıştınız, değil mi?” (Kehf, 48)

“O gün gökyüzü beyaz bulutlar ile yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir.” (Furkan, 25)

“Ama yeryüzü parça parça döküldüğü, Rabbinin emri geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman her şey ortaya çıkacaktır.” (Fecr, 21, 22)

“O gün cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var!” (Fecr, 23)

“Abdullah b. Mes’ûd’dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (sas) şöyle buyurdu: “O gün cehennem getirilecek. Onun yetmiş bin yuları (yani tutulacak kulpu) bulunacaktır. Her yularla birlikte yetmiş bin melek bulunacak. Onlar cehennemi o kulplardan tutup çekeceklerdir.” (Müslim, Cennet, 29; Tirmizi, Cehennem, 1)

“Bizler en son gelenleriz, ama kıyamet gününde herkesi geçenler de biz olacağız. Şu kadar var ki onlara bizden önce kitap verildi, bize onlardan sonra verildi…” (Buharî, Enbiya, 54; Müslim, Cum’a, 6)

“Cenab-ı Hak buyuracak ki: Şehid, Âlim, Zengin öne çıksın…” (Müslim, İmâre, 152)

“Cehennemin kendileri ile ilk tutuşturulacakları adamlar, bu üç sınıftan olanlardır.”

“Allah’ım! Sevdiklerimi o gün mahcup eyleme! Beni de sevenlerimle mahcup eyleme!”

Hesabın ilk sorgusu namaz olacaktır.

“Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa, Azîz ve Celîl olan Rabb’i:Kulumun nâfile namazları var mı, bakınız?’ der. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir.” (Tirmizî, Mevâkît, 188; Ebû Dâvûd, Salât, 149; Nesâî, Salât, 9; İbn Mâce, İkâmet, 202)

“Âdemoğlu, kıyamet günü beş şeyden (hasletten) sorguya çekilmedikçe Rabbinin huzurundan ayrılamayacaktır:

Ömrünü, hayatını nerede harcadığından

Gençliğini (gençlik yıllarındaki güç ve kuvvetini) nerede kaybettiğinden

Malını nereden (helâlden mi, yoksa haramdan mı) kazandığından

Ve yine malını nereye (Allah’a itaatte mi, yoksa Allah’a isyanda mı) harcadığından,

Bildiği ile amel edip etmediğinden (yaşayıp yaşamadığından).” (Ebû Ya’lâ, Müsterdek, 9/5271; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 10/396)

O gün peygamberlerin duası:

“Allahümme sellim, Allahümme sellim”

“Ey Allah’ım! Bize selamet ver! Ey Allah’ım! Bize selamet ver!”  (Buhari, Rikak, 52, Ezan, 129; Müslim, İman, 299)

(877)